SİZ MERYEM’SİNİZ…

                                             -Kucağında bebeğiyle hapse gönderilen annelere- Kabul olunmuş bir duaydınız siz. Anneciğiniz sizi, nefsin ve şeytanın ayartıcılığından ve her türlü sosyal baskıdan azade olarak, “hür iradesiyle” Rabbine adamıştı. O güne kadar Beytü’l Maktis’e sadece … Okumaya devam et SİZ MERYEM’SİNİZ…

AZİZLER VE ZELİLLER

Alkışlamak zorundadır, muktedirin ne dediğine bakmadan, evvel ve âhir diyet borcu olanlar. Alkışlamak zorundadır, nefsi, istikbali ve çoluk çocuğu adına her minneti kabullenenler. Korku, açgözlülük, tenperverlik, rahata düşkünlük gibi zaaflarından dolayı dillerini yutanlar. El etek öpenler. Zalimin zilletini perdeleyip izzetmiş gibi göstermek onların başlıca görevidir çünkü. İkbal ve istikballeri ona bağlanmıştır. O bağı koparıp atamazlar. … Okumaya devam et AZİZLER VE ZELİLLER

SEVGİYİ ÇARMIHA GERENLER

İstanbul Vatikan Temsilcisi rahmetli Georges Marovitch, 28 Şubat sürecinde mahkemeye çağrılır. Vatikan yolculuğuna eşlik ettiği Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında tanık olarak dinlenecektir. Hayatında ilk defa hakim karşısına çıkacağı için heyecanlıdır. Mahkeme tarihinden bir gün önce oturduğu evin bahçesinden bir demet gül toplayıp vazoya koyar ve gece boyunca loş ışıkların aydınlattığı ibadet odasında güllerin şahitliği ile … Okumaya devam et SEVGİYİ ÇARMIHA GERENLER

KENDİ ASRININ SÜLEYMAN’I OLMAK

Uzaktan bakıp hüküm vermenin kolaylığı, kelimeleri amele nispetle değersizleştiren. Sınanmamışlığın sığlığı, insanları hamaset çamuruna daldıran. Kendi çağlarında, firavun ordularının gönüllü askerleri haline getiren. Gerçeği örtme çabası, zalimi mazlum karşısında ebedi mağlup kılan… Tarihin meşhur zalimlerine uzaktan bakınca görünen, ne beyhude bir çırpınış, ne zavallı bir mücadele, ne sefil bir var oluş. Kendi felaketine doğru adım … Okumaya devam et KENDİ ASRININ SÜLEYMAN’I OLMAK

MANEVÎ ANATOMİLER

Uzun süre saklayamaz kendini insan. Maske taksa sesinden tanınır. Sussa tavır ve davranışlarından bilinir. Meleklerle secde etse, Hazreti Âdem’le sınanınca deşifre olur. Yıldız böceği gibi, kendi küçücük ışığını güneşe nispet ederek “Ben de güneş gibiyim” dese, saltanatı sabaha kadar sürer. Güneşin doğuşuyla her yeri kaplayan parlak ışık altında kaybolur. Çürümüşse kokusundan, pörsümüşse renginden, düşmüşse yarasından … Okumaya devam et MANEVÎ ANATOMİLER

ELİNİN TERSİYLE İTMEK

Milli Mücadele sonrasında Bediüzzaman Hazretleri’ne Şark vilayetleri umumi vaizliği görevi teklif edilir. Yanı sıra milletvekilliği ve 300 lira da maaş. Şartlar çok cazip, vazife de ‘stratejik’tir evet, fakat oyun kirlidir. Milli mücadele birlikte kazanılmış olmasına ve verilen sözlere rağmen Kürtler, ulus devlet düşüncesinin önünde engel olarak görülmektedir. Plan, o engeli bertaraf etmek üzerine kurulmuştur. “Din … Okumaya devam et ELİNİN TERSİYLE İTMEK

HÜZÜN İKLİMİ

Ayşe Abdurrezzak’ın ve bir firavun zulmü altında ölen bütün kadınların anısına… İkliminiz hüzün sizin… Hep yalnızlığın gurbetinde yaşadınız. İşkence altında ölürken Rabbinizden “cennette bir ev” istediğinize göre, hiç eviniz olmadı. Oysa kocaman bir sarayda yaşıyordunuz. Üstadım’ın Volga nehri kıyısında geçirdiği esaret geceleri gibi, siz de uykusuz gecelerinizde Nil nehrinin kıyısına iniyordunuz. Akarsuyun hazîn şırıltıları, yağmurun rikkatli … Okumaya devam et HÜZÜN İKLİMİ

YERYÜZÜNÜ MÜLK EDİNMEYENLER

Şehit babasının cenazesinde, “Anne evimize gidelim” diyen çocuğu hatırlar mısınız bilmiyorum? Hani anneciği, “Evladım, gidecek ev mi kaldı?” diye cevap vermişti. O şehidin üzerinden kaç şehit, o yetimin üzerinden kaç yetim geçti. Yangın yangını söndürmese de unutturdu. Ateş, ülkenin her yanına yayıldı. Vatan, gurbet içinde gurbete, yetimlik bir ruh haletine dönüştü. Ve ‘ev,’ yani emniyet … Okumaya devam et YERYÜZÜNÜ MÜLK EDİNMEYENLER